12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü
01 Şubat 2010 / 16:04
Ülkemizde, Sulak alanların önemi ve korunma bilincini arttırmak ve kurumlar arası işbirliğini geliştirmek amacı ile tüm dünyada da kutlanan 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü her yıl çeşitli illerde geniş bir katılımla kutlanmaktadır.
Tatlı su kaynaklarının hızla tükendiği, su ve su ürünleri ile sucul ekosistemlerin en önemli ilgi konusu olduğu günümüzde, sulak alanların korunması ve gelecek kuşaklara en sağlıklı şekliyle iletilebilmesi kuşkusuz bir ulusal güvenlik konusu olmaktadır.

“Sulak alan” terimi, bir dizi ortak özelliğe sahip olup; geniş bir yelpazedeki karasal, kıyısal ve denizsel yaşama ortamlarını bir araya getiren ekosistemlerdir. Temel biyolojik ve fiziksel özelliklerine göre gruplandırıldıklarında bile otuzu doğal ve dokuzu suni olmak üzere 39 kategoriye ayrılmaktadırlar. Bu özelliği itibariyle sulak alanlar için çok sayıda tanımlama yapılmış olmasına rağmen uluslararası düzeyde kabul göreni Ramsar Sözleşmesince geliştirilen tanımlamadır.

Ramsar Sözleşmesine göre sulak alanlar; “alçak gelgitte derinliği altı metreyi aşmayan deniz suyu alanlarını da kapsamak üzere, doğal ya da yapay, sürekli ya da geçici, durgun ya da akar, tatlı, acı ya da tuzlu bütün sular ile bataklık, sazlık, sulak çayırlar ve turbalıklar” olarak tanımlanmaktadır.

Geçtiğimiz yıllarda sulak alan ekosistemlerinin değeri giderek anlaşılmaya başlanılmıştır. Artık dünya liderleri su krizi ve iklim değişikliği sorunlarına eğilmeye başlamıştır. Ancak bu yeterli değildir. Dünya nüfusunun yılda 70 milyon arttığı ve gelecek 20 yıl içinde aynı oranda artacağı bu dönemde su ve sulak alanların dünya çapında daha akılcı kullanımını sağlamak gerekmektedir. Küresel su tüketimi 1990 ve 1995 yılları arasında 6 kat artmıştır. Bu sayı nüfus artışın oranının iki katından daha fazladır.

Dünya nüfusunun dörtte biri bugün suya çok güç koşullarda ulaşmaktadır. 2025 yılında dünyada her üç kişiden ikisi kuraklıkla karşı karşıya kalabilecektir.

Sulak alan ekosistemleri doğal servetimizin bir parçasıdır. Yeni yapılan bir araştırmada doğal ekosistemlerin ekonomik değerleri yaklaşık 33 trilyon ABD doları olarak hesaplanmıştır. Aynı araştırmada, dünyadaki tüm sulak alan ekosistemlerine biçilen değer 14,9 trilyon ABD doları olarak belirlenmiştir. Bu da dünyadaki bütün ekosistemlere biçilen değerin %45’idir. Bu veriler, sulak alanların birçok işlevini yansıtmaktadır.



Sulak alanların önemini aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür.

1. Yeraltı suyu reşarjı ve deşarjı, taşkın kontrolü, taban suyunun dengelenmesi gibi işlemleri ile bulundukları bölgenin su rejiminin dengelenmesine katkı sağlarlar.

2. Bulundukları çevrenin nem oranını yükselterek başta yağış ve sıcaklık olmak üzere iklim elemanları üzerine olumlu etki yaparlar.

3. Tortu ve zehirli maddeleri alıkoyarak ve besin maddelerini kullanarak suyu temizlerler. Özellikle suların yoğun olduğu sulak alanlar, atık sulardaki organik ve inorganik maddelerin arıtılmasında önemli rol oynarlar.

4. Tropikal ormanlarla birlikte yeryüzünün en fazla biyolojik üretim yapan ekosistemleridir.

5. Sulak alanlar yüz binlerce yıllık doğal süreçler sonucu meydana gelmiş ve ortama karakterize olmuş zengin bitki ve hayvan türleri ile yoğun organizma koleksiyonuna sahip yeryüzünün en önemli genetik rezervuarlardır.

6. Sulak alanlar başta balıkçılık olmak üzere, hayvancılık, saz kesimi ve rekreasyonel faaliyetlere sağladığı imkânlar nedeniyle yüksek bir ekonomik değere sahip olup, bölge ve ülke ekonomisine katkı sağlarlar.

Bütün bu özellikler; sulak alanların mutlak surette gelecek için korunması gerekli alanlar olduğunu ortaya koymuştur.

Toplam 457 kuş türünün bulunduğu ülkemizdeki sulak alanlar özellikle göçmen türler için yaşamsal öneme sahiptir. Ülkemizdeki sulak alanların uluslararası düzeyde önem taşımasının asıl nedeni; Batı Palearktik Bölgedeki kuş göç yollarından en önemli ikisinin Türkiye üzerinden geçmesidir.

Ülkemiz sulak alanlar açısından Avrupa ve Ortadoğu ülkelerine göre zengin sayılabilecek bir konumdadır. Bu nedenle ülkemiz, sulak alanların korunması ve akılcı kullanımını sağlamak üzere geliştirilen ve 1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde imzaya açılan Ramsar Sözleşmesine 30 Aralık 1993 tarihinde taraf olmuş, Sözleşme 94/5434 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla 17.05.1994 tarihi ve 21937 sayılı Resmi Gazete' de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sözleşmenin ülkemizde uygulanmasını sağlamak amacı ile 30.01.2002 tarihinde Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği 24656 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş, sonrasında görülen ihtiyaç üzerine 17.05.2005 tarih ve 25818 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak revize edilmiştir. Yönetmelik sulak alanların korunması ile ilgili doğrudan çalışan tek mevzuattır.

Şuana kadar yapılan çalışmalar neticesinde ülkemizde toplam büyüklüğü 2.000.000 hektarı aşkın (2.155.045 ha) 135 adet Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alan bulunmaktadır. Bunun dışında Uluslararası kriterleri sağlamayan 500’ü aşkın sulak alan olduğu tahmin edilmektedir.

Sözleşme listesine uluslararası öneme sahip 135 sulak alanımızdan Kayseri’deki Sultan Sazlığı, Balıkesir’deki Manyas (Kuş) Gölü, Kırşehir’deki Seyfe Gölü, Mersin’deki Göksu Deltası Adana’daki Akyatan Lagünü, Samsun’daki Kızılırmak Deltası, Bursa’daki Uluabat Gölü, İzmir’deki Gediz Deltası, Burdur Gölü, Konya’daki Kızören Obruğu ile Meke Gölü olmak üzere 12 alanımız dâhil edilmiştir.
Kaynak
Bu haber toplam 169 defa okunmuştur
ÇEVRE Kategorisindeki Diğer Haberler
ANKET
Sizce ülkemizde su ürünleri tanıtımı yeterli derecede yapılabiliyor mu?